Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, TBMM mutfaklarında staj yapan öğrencilere yönelik cinsel taciz ve cinsel istismar iddialarıyla görülen davada verdiği mahkûmiyet ve beraat kararlarının gerekçesini açıkladı. Mahkeme, mahkûmiyet verilen sanıkların stajyer öğrenciler üzerindeki otoriteyi ve kamu görevinin sağladığı kolaylığı kötüye kullandığı kanaatine vardı.

MAHKEME DELİLLERİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRDİ

Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, Recep Seven, İbrahim Beşlioğlu ve Ramazan Çetin hakkında farklı mağdurlara yönelik suçlamalarla kamu davası açıldığı hatırlatıldı.

Mahkeme, yargılama sürecinde mağdur beyanları, tanık anlatımları, dijital materyaller, HTS kayıtları, WhatsApp yazışmaları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporlarının birlikte incelendiğini belirtti. Kararda, hükmün tek bir delile değil, dosya kapsamındaki tüm unsurların birlikte değerlendirilmesine dayandığı vurgulandı.

Doruk Madencilik işçileri direnişin 5. gününde Ulus Meydanı'nda!
Doruk Madencilik işçileri direnişin 5. gününde Ulus Meydanı'nda!
İçeriği Görüntüle

SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ

Gerekçeli kararda sanıkların duruşmalarda yöneltilen suçlamaları kabul etmedikleri aktarıldı. Sanıkların, mesajların cinsel amaç taşımadığını, fiziksel temas iddialarını reddettiklerini ve mağdurların kendilerine iftira attığını savundukları belirtildi.

Sanık müdafilerinin de Yargıtay kararlarına atıf yaparak eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturmadığını, mağdur beyanlarında çelişkiler bulunduğunu ve beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü kaydedildi.

MAĞDUR BEYANLARI DOSYADAKİ DELİLLERLE DESTEKLENDİ

Mahkeme, mahkûmiyet kararı verilen sanıkların savunmalarını dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirdi. Gerekçeli kararda, bu sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı ifade edildi.

Kararda, mağdur beyanlarının kendi içinde tutarlı olduğu ve dosyadaki diğer delillerle desteklendiği belirtildi. Bu kapsamda mahkeme, mahkûmiyet hükümlerinin oluşan vicdani kanaat doğrultusunda kurulduğunu bildirdi.

KAMU GÖREVİNİN SAĞLADIĞI NÜFUZ VURGULANDI

Gerekçeli kararda, sanıkların TBMM’de kamu görevlisi olarak çalıştıkları ve stajyer öğrenciler üzerinde eğitim ile denetim yetkisine sahip oldukları belirtildi. Mahkeme, bu konumun suçların işlenmesini kolaylaştıran bir unsur olarak değerlendirildiğini kaydetti.

Bu nedenle mahkûmiyet verilen sanıklar hakkında kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasına ilişkin nitelikli hâl hükümlerinin uygulandığı ifade edildi.

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNDEN DOĞAN OTORİTE KÖTÜYE KULLANILDI

Mahkeme, sanıkların stajyer öğrenciler üzerinde usta-çırak ilişkisi nedeniyle otorite sahibi olduklarını değerlendirdi. Gerekçeli kararda, bu otoritenin mağdurlar üzerinde baskı oluşturabilecek nitelikte olduğu belirtildi.

Kararda, kamu kurumundaki görev ilişkisi ve staj sürecindeki hiyerarşik yapı dikkate alınarak sanıkların konumlarını kötüye kullandıkları sonucuna varıldığı aktarıldı.

ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ UYGULANDI

Gerekçeli kararda, aynı mağdura yönelik benzer nitelikteki eylemlerin farklı tarihlerde tekrarlanması nedeniyle ilgili sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı belirtildi.

Mahkeme, eylemlerin sürekliliği, tarihleri ve mağdur beyanlarıyla desteklenen dosya kapsamını dikkate alarak bu değerlendirmeyi yaptı. Böylece bazı sanıklar yönünden ceza belirlenirken zincirleme suç hükümleri de göz önünde bulunduruldu.

TAKDİRİ İNDİRİM VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ DEĞERLENDİRİLDİ

Mahkeme, sanıkların geçmişini, yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını, sabıka kayıtlarını ve dosyadaki diğer hususları değerlendirdi. Bu kapsamda uygun görülen sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı belirtildi.

Buna karşılık verilen hapis cezalarının niteliği ve süresi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi taleplerinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiği kaydedildi.

BELLİ HAKLARDAN YOKSUN BIRAKMA KARARI VERİLDİ

Gerekçeli kararda, mahkûmiyet verilen sanıklar hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği de ifade edildi.

Mahkeme, bu tedbirlerin verilen mahkûmiyet hükümlerinin yasal sonucu olarak değerlendirildiğini belirtti. Kararda, cezaların uygulanmasına ilişkin hükümler ayrıntılı biçimde yer aldı.

BAZI SANIKLAR İÇİN BERAAT GEREKÇESİ AÇIKLANDI

Mahkeme, mağdur A.G.’nin soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğunu değerlendirdi. Gerekçeli kararda, A.G.’nin duruşmada önceki anlatımlarını kabul etmediği ve bazı olayları yaşamadığını söylediği aktarıldı.

Bu nedenle Recep Seven ve Durmuş Uğurlu hakkında A.G.’ye yönelik isnat edilen suçlardan beraat kararı verildiği belirtildi. Ramazan Çetin hakkında ise üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurulduğu kaydedildi.

MAĞDUR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU KARARI

Mahkeme, A.G.’nin duruşma aşamasındaki beyanlarının soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle uyuşmadığını değerlendirerek ayrıca bir karar aldı. Gerekçeli kararda, gerçeğe aykırı beyanda bulunulup bulunulmadığının araştırılması için “iftira” suçu yönünden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiği belirtildi.

Bu kararın, ilgili beyanlar arasındaki farklılıkların savcılık tarafından ayrıca değerlendirilmesi amacıyla alındığı ifade edildi.

HÜKÜMLER VİCDANİ KANAATLE KURULDU

Mahkeme, gerekçeli kararında ceza yargılamasında tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kararda, mağdur anlatımlarıyla birlikte telefon incelemeleri, mesaj içerikleri, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin ele alındığı belirtildi.

Mahkeme, bu değerlendirme sonucunda vicdani kanaate ulaşıldığını ve mahkûmiyet kararlarının bu kapsamda verildiğini vurguladı.

Kaynak: Ankara Masası